Türk Seri Katiller

Kitabın yazarı Sevinç Yavuz 1960’lardan itibaren türk seri katillerini araştırıp kitap haline getirmiş.

Kitabın Arka Kapağı Kötülüğün karanlık aktörleri…
Seri katilleri anlamak modern psikiyatrinin en önemli konularından biri. Akıl sağlıkları yerinde olduğu halde, gözlerini dahi kırpmadan öldürebilen bu insanlar kim?
Her seri katilin, kendine has bir ritüeli ve öldürme güdüsü olsa da uzmanlara göre ortak özellikleri şunlar: Anormal kişilik bozukluğu, seksüel içerik, otuz günden uzun bir zaman diliminde cinayet ve en az üç kurban.
 
İpucu programının yapımcısı Sevinç Yavuz, bu kriterler ışığında Türkiye’nin son elli yılını taradı ve bütün seri katil profillerini elekten geçirdi. Sonuçta kimliği ve cinayetleri bilinen 23 seri katil ve bugüne kadar yakalanmayan ama işlediği cinayetler açısından seri katil olduğu bilinen iki katil kitaba dahil edildi.
Yavuz, 1960’lı yıllardan günümüze kadar Türkiye’de gerçekleşen seri cinayetlerin neden işlendiklerini, katillerin iç dünyalarını, öldürme güdülerini ve hareket şekillerini Türk Seri Katiller’de tüm detaylarıyla okuyucuya sunuyor.

Kitapta o kadar iğrendim ki o katillerden gerçekten böyle insanlar var ve bizim ülkemizde, içimizde belki yanınızda çalışan insanlardan belki yakın arkadaşlarından , komuşunuz , aileniz herkes olabilir. Kurbanlarında öyle hiç ummadığı insanlardan çıkmıştı. Okurken korktum hemde çok kitabı geceleri okumadım asla. Yine de yazarı tebrik ederim çünkü kimi katillerle kimi katillerin aileleriyle görüşmüş, cesareti hayran bırakcak şekilde. Okumanızı tavsiye ederim gerçekleri görmenizde nasıl bir dünyada olduğumuzu görmenizi isterim.

😊 İyi Okumalar

Kötülüğün Karanlık Aktörleri

İyi kızlar kötü adamları sever

İlk olarak kitap hakkında şunu söyleyebilirimki beni kitabın ismi olsun,kapağı olsun arka yazısı olsun çok etkiledi . Yalnız konu yönünden beklediğim gibi çıkmadı, hayal kırıklığına uğradım. Yani ne bileyim kitap benim çitayı genel olarak yükseltmişti malesef konu ve anlatım tarzı bitirdi.

Kitabın konusu
”İyi kızlar, kötü adamları sever!” Hepimiz masallardaki aşkı istiyorduk; fakat payımıza masum görünen kötülere aldanmak düştü. Her Leyla’ya bir Mecnun, her Aslı’ya bir Kerem ve her Şirin’e bir Ferhat düşerken bizim şansımıza da kötü adamlar düşmüştü. Şeytan kılık değiştirip insanları kandırıyordu. Erkek ise; karakter değiştirip iyi kalpli kızları… Sizce hangisi daha çok yanmayı hak ediyordu? Peki ya ışıktan önce son bir tövbe şansınız olsaydı ne yapardınız? Üzdünüz beyler! Hem de çok üzdünüz! Sizi hiç sevmeyen kızlar için saçlarını süpürge eden kızları üzdünüz! Pahalı restoranları seven kızlar için evde size elleriyle sarma saran kızları üzdünüz! Aşık olamadınız üzdünüz, acı çektiğiniz üzdünüz, unutmak için üzdünüz! Fakat unuttunuz! Hiçbir günahın karşılıksız kalmayacağını unuttunuz. Siz, üzdüğünüz kızların vebali sizi asla bulamaz mı sanmıştınız? Yanıldınız beyler! İlahi adalet sizin gibiler için mahşeri bekleyemezdi. Ne demişti Hz. Mevlana: ”Ya kırdığın gönlü Allah seviyorsa?” Şimdi sıra size geldi! Artık o üzdüğünüz kızlarla hesaplaşma vakti!

Yazarımız “Cemal Şenol Can ” 80 li 90 lı yıllarda yaşamasamda bana o yıllara duyulan özlemi hissettirdi. Keşke dedim ben o yıllarda yaşasaydım o imkansızlığı , zorulukları görsemde sadece ailenin değil mahallendeki insanlarla birlikte göğüsleseydim o zorlukları çünkü anldım ki o zamanlar birlik varmış bir kişinin derdi tüm mahallenin derdiymiş.

Kitaptaki kahramanlarımıza sinirde olsam yine de o kitabı bitirdim. Kahraman kenan ve onun aşık olduğu kız yüzünden ismi lazım olmayan kenanın üç tane pırlanta gibi kızlarımızı üzüp kimisine iyilik yapmış olsada sonuçta kalplerini kırdı. Daha sonra vicdanın sesinden kurtulmak için kızlarımızdan helallik istmesi üzerine yaşadığı olaylar yazılmış. Çerezlik bir kitaptı yinede ben pek sevemediğim için kendimi birazcık kitabı bitirme konusunda zorlandım.

Sen, o kırdığın kalpleri sahipsiz mi sandın? Dünyada tam olarak adalet olmayabilir, ama ilahi adalet işlemeye devam ediyor.

“Her canlı bir gün aşkı tadacaktır”

Aşkın ve ailenin fedakârlık örneği bir roman “Deli”

Aşk romanı sevenler için…

“Gülsen Güney ” kaleminden çıkan bu kitap aile, fedakârlık dediğimde aklıma ilk gelenlerdendir. Wattpad uygulamasını kitap okumayı çok sevenler genellikle bilirler, ben de lisedeyken bu uygulama sayesinde sevmiştim kitap okumasını, kimileri bu uygulamayı sevmiyor ama bana göre öyle değil çünkü nerden ne alabildiğine bakmalı insan ve cidden ordan çok kaliteli kitaplarda çıktı. İnsanları teşvik etti okumaya , yazmaya ve kitapları sevdirmeye , çoğu insanın kitap çıkarabilmelerine yardım edebilmesi ve çıkan kitapların film , dizi bile yapanlar var. Benim için deli de o kitaplardan bir tanesi yeri ben de farklıdır.

Kitabın arka kapağı

Annem ve babam, bana karşı hiçbir zaman, o sevgi dolu ve ilgili anne babalar gibi olmadılar. O yüzden ben de küçüklüğümden beri kendimi, rengârenk hayaller kurarak mutlu etmeyi öğrendim. En sevdiğim hayalin rengi ise beyazdı. Beyaz bir gelinlik… Beyaz, mutluluğun, aşkın ve bir gün kendi yuvamı kurabileceğimin müjdecisiydi. Bu evde kavuşamadığım huzura, kendi kurduğum yuvada sahip olacağıma gerçekten inanarak büyümüştüm. Oysa şimdi ailem, bu hayalimi de elimden almıştı.Benimle hiçbir ilgisi olmayan bir olaydan dolayı, hiç tanımadığım ve civardaki herkesin Deli diye bildiği bir adamla evlenmek zorundaydım.
Tüm ilçede deli diye tanınan bir adam: Emre.
Aradığı şefkati ailesinden bile görememiş, tek hayali bir gün sevdiği adamla evlenmek olan bir genç kız: Elif.
Ve zoraki bir evlilik.
Kimsenin bilmediği bir psikolojik sorunla boğuşan Emre ve Emre’yi tanıdıkça ona karşı anlayamadığı bir şekilde merhamet duymaya başlayan Elif, gerçek bir aile olabilecek miydi?
Emre tekrar delirmeseydi; belki…

Kitapta çoğu türe değinmiş yazarımız, hatta ben de birkaç bilgi edindim. Mesela hristiyaların bedenleri üzerinde yaptıkları haç işaretinin anlamını ögrenmiştim. Sayın çok değerli okumayı sevenler psikoloji, aşk ve fedakârlıkığın en iyi örneklerinden birini okumayı size tavsiye ediyorum.

Gelin Elif ‘in ve Emre ‘nin hayatlarına birlikte dahil olalım.

Yüzümü avuçlarının arasına alarak,
– Sen hiç ayn-ur rıza ile baktın mı ?
– O ne ki ?
– ” Kusur görmeden muhabbet ile bakan gözler demek …” dedikten sonra alnıma sıcacık bir öpücük kondurdu, istemsizce gözlerimi kapattım ve mutluluğun bir damlası sol gözümden yüzüme aktı…

Gözlerimizi kapatmakta zorlandığımız bir kitap serisi “Paradokya – Gecenin Gizemli Oyunu”

Seri 3 kitaptan oluşmaktadır.

  1. Paradokya — Adalet Yıldızı ve Kayıp Pusula
  2. Paradokya– Sırlar Geçidi
  3. Paradokya — Düşler Geçidi

Okuduğum fantastik türde en iyi kitaplardan biriydi. Kitabın kapağıyla, arka kapaktaki anlatım ilk anda dikkatinizi çekiyor. Kitabın yazarı “CEM GÜLBENT” bana göre yapabildiğinin en iyisini yapmış.
Kitapta genel olarak konusu farklı şehirlerden birbirini tanımayan farklı hayatlara paradokya kitapları gönderiliyor.Kitaptaki kahramanlarımız bu kitaptan kurtulmak isteseler de kurtulamıyorlar ve ne yazık ki okumak zorunda kalıyorlar. Okuyorlar ama aynı zamanda korkuyorlar çünkü fark ediyorlar ki okudukları kitaptaki kahramanlarda onlarla aynı durum içerisin de olduğunu.Daha sonra kitap bitiyor, uyuyamıyorlar, gözlerini dahi kırpamıyorlar. En sonunda uyumak zorunda kalıp, bilinçaltları ile yüzleşiyorlar daha sonra gecenin gizemli oyunu başlıyor. Kurtulmaları ve gerçek hayatlarına dönmeleri için oyunlar içeresinde bulanan şifreleri çözmeleri gerekiyor , sonuçlarına katlanmak zorundalar.
Ben kitabı bitirdikten sonra tıpkı onlar gibi uyuyamamıştım. Biliyorum gerçekleşmeyeceğini bildiğimizden korkmamamız gerek ama kitapta öyle bir anlatılıyor ki “Acaba ?!” diye düşündürmüyor değil yani 😉 Okurken kitaptaki karakterlerden biri oluyorsunuz ve oyuna katılıyor , şifreleri çözmeye çalışıyorsunuz . Kalbiniz hızlanıyor, nefesiniz daralıyor, heyecandan diliniz damağınız kuruyor.
Heyecan , merak , gizem istiyor ve şifre çözmeyi seviyorsanız. Beyler,bayanlar bu kitabı kaçırmamanız gerek. Tek şartla uykularınıza elveda deyin.

Rahat uyumanız dileğiyle …😉

Keyifli okumalar 😊

Gecenin sessizliğini bozan derin nefes alıp vermelerini, hızla çarpan kalp atışların takip etti. Bu kadar korktuğunu hatırlamıyor, belki de bundan daha heyecanlısını yaşayacağını sanmıyordun. Yanılıyorsun… Sıradan hayatın, değer verdiklerin, arzuladıkların… Her şey çok uzak, bir o kadar da yakın… Karşında çözmen gereken şifreler, tamamlaman gereken görevler var. Uyanman için Gecenin Gizemli Oyunu’nu tamamlamak ve geçmişe tersten bakmak zorundasın. Bu gece, geçmişin izlerinin peşine düşmeye, bilinçaltınla yüzleşmeye, paradokslarla çevrili rüyalar âlemine dalmaya hazır mısın? Şimdi Gözlerini Kapat. Oyun Başlıyor…”
“Eğer bilinçliysek uykuda değilizdir. Bu şekilde nasıl rüya görebiliriz ki ?
Eğer bu bir rüya ise bu seferde bilinçli davranamayız.”
Dinlemeniz için de buraya şarkı bırakıyorum.(kulaklıkla dinleyiniz)!!!

Adı gibi muhteşem bir kitap”Bin Muhteşem Güneş”

Kitap okumayı sevenlere

Benimde okuduğum kitapların içinde en iyilere giren kitaplardan birisi

Dünyaca ünlenmiş okumasanızda mutlaka duyduğunuz “Uçurtma Avcısı” yazarı KHALED HOSSEINI ‘ kaleminden çıkan ikinci romanıdır.

Yazar bu kitabında iki kadının hayata karşı verdikleri yaşam mücadelesi birbirlerine verdikleri desteklerle hayatta ayakta nasıl kaldıklarını anlatıyor . Bu romanda gözlerinizi yaşartacak , buram buram hüzün kokan bir anlatım var.

Kitabın en çok beğendiğim kısmı yazarın bana kitaptaki duyguları geçirmesi ve sanki o karakterleri benmişim gibi hissetmem.😊

Ama romanda sinirlendiğiniz kısımlarda olmuyor değil kadınların bu kadar hor görülmesi hep geri planda kalması , değer görmemesi , yok sayılması yinede tüm zorluklara tüm kötülüklere karşı birlikte dayanmaları ve güzel günleri tekrar birlikte görmeleri insanın içini ısıtan.

Eğer bu romanı okumayı düşünüyorsanız (bence kesinlikle okuyun) rahat bir ortam bulun çünkü elinizden bitesiye kadar düşmeyecek .

Keyifli okumalar😘

“Bu kentin ne çatıları ışıldatan ayları sayabilirsin , ne de duvarlarının gerisine gizlenen Bin Muhteşem Güneşi …”

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın